Farkındalık günlerinin sayısı giderek artarken, bu günlerin toplumsal değişim yaratma kapasitesi zayıflamakta ve çoğu zaman sembolik, yüzeysel bir aktivizme dönüşmektedir. Başlangıçta direniş, hak mücadelesi ve dönüşüm çağrısı taşıyan birçok farkındalık günü zamanla depolitize olmuş, anma ve kutlama ritüellerine indirgenmiştir.
Bilgi vermenin otomatik olarak eyleme yol açacağı varsayımı çoğu durumda karşılık bulmamaktadır. Araştırmalar, farkındalık kampanyalarının kısa süreli dikkat artışı sağladığını ancak kalıcı davranış değişikliği üretmediğini göstermektedir. Sosyal medyada paylaşımlar, semboller ve tematik ürünler bireylerde “görevini yapmış olma” hissi yaratarak pasifleşmeye yol açar; bu durum pembe kurdele (meme kanseri ile ilgili farkındalık eylemi) örneğinde olduğu gibi duyarsızlaşma, yorgunluk ve ticarileşme eleştirilerini beraberinde getirmektedir.
Aynı zamanda farkındalık bombardımanı, bilgilenmeyi eylemin yerine koyan uyuşturucu bir etki yaratarak sorunların yılın tek bir gününe sıkışmasına neden olmaktadır. Ruh sağlığı alanında ise artan farkındalık, tanıların ve etiketlemenin genişlemesiyle bazı sorunların derinleşmesine ve kendini besleyen döngülere yol açabilmektedir.
Böylece farkındalık günleri, gerçek dönüşümü tetiklemek yerine, sorumluluğun yerine getirildiği yanılsamasını üreten performatif bir pratiğe dönüşme riski taşımaktadır. Bu metinde farkındalık günleri sosyopolitik bir bağlamda anlaşılmaya çalışılmıştır.